Kayıt: Dec 24, 2005 Mesajlar: 93 Nerden: Beytepe dağları ;)
Tarih: Çrş Oca 25, 2006 3:57 pm Mesaj konusu: Öylesine...
Öylesine bir gün geçti yine...
Kaydı gitti ömrümüzden 24 saat daha,
Rüzgarla savrulan kar yağışının arkasından...
Kimse düşünmedi geçen her saniyenin eksilttiğini ömrü...
Herkes bağırdı durdu dertleri;
Düne,bugüne,yarına dair...
Kimse yaşadığı anla ilgilenmedi...
Ya geç kalmak vardı; ya da zamanında hazır olmak geleceğe...
Ya da bunalımlar....
Giden sevgilinin ya da, alt sınıfta bırakılan derslerin ardından...
Kimse bakmadı "şimdi"ye...
Herkes ya öndeydi, ya da geçmişte...
Bırakmadılar insanda ağız tadı;
Şimdiyi yaşamaya dair....
ben içimi dökmüştüm yada paylaşmaya çalışmıştım ama sürekli terslediniz.neden acaba??ii olduğu konusunda şüpheliyim duyguları anlatmanın.!ama müthiş bi yazı yazmışsın...!!
Kayıt: Dec 24, 2005 Mesajlar: 93 Nerden: Beytepe dağları ;)
Tarih: Cum Oca 27, 2006 3:17 pm Mesaj konusu:
Kimsenin kimseyi terslediği falan yok... Bazen abartılı şeyler istiyosunuz biz de tepki veriorz sadece...Öle arada kızarım ben siz takmayın, ciddiye de almayın... ama düşünmeden de yazmayın
Kayıt: Jan 09, 2006 Mesajlar: 21 Nerden: zonguldak
Tarih: Cum Oca 27, 2006 4:18 pm Mesaj konusu:
ben lisedeyken böyle şeyler yazardım... büyüdükçe düşkuyum kurumaya yüz tuttu
DÜŞLER VE GERÇEKLER
Yıldızsız, koyu, buruk bir kış gecesiydi. Bütün canlılar uykudayken, küçük küçük zerreler halinde kapatmıştı tutku dolu beyazlık dünyanın rengini. Çok çeşitli olan renk cümbüşü gerçek, çılgın, ve de derin bir yalanla sıvanmıştı.
İnsanlardan habersiz birbirleriyle oynaşan kainatın eşsizleri, düş yorgunu yaşamını içinde bulunduğu düş kuyusundan çıkaran küçük bir çocuğa takıldı. Çocuk; vaşak gibi kısık lacivert gözlerinin asla görmek istemeyeceği bir kabustan gerçeğe bakıyordu. Gözlerini açar açmaz aralık kalmış perdenin örttüğü görüntüyle karşılaşmıştı. İnanmayan bakışlarla süzdü karşısındaki manzarayı. Oldukça içten gelen ve içini parçalarcasına yukarıya doğru ilerleyen bir öksürük, küçük ve ince dudaklarının arasından dışarıdaki tek sokak lambasının aydınlattığı karanlıklara doğru aktı. Öksürürken hissettiği acı öylesine kuvvetliydi ki geceye hakim bulutların rengiyle ortak gözleri ıslandı; ufak bir damla yorganına düştü, düştüğü hızla yayıldı ve o da öksürük gibi karanlıkların arasındaki yerini aldı. Şimdi ikisi de onu bekliyordu. Bu bekleyiş uzun sürmeyecekti!
Beyazın saflığına kanan aklı, bedenini harekete geçirdi. Saniyeler sonra camın önünde, ilk başlarda küçük olan kar tanelerinin irileşmiş olanlarıyla, yerde pamuk helvayı andıran tabakanın onları yutuşunu seyre daldı. Yorgun vücudu bütün tüylerini ayaklandıran bir titremeyle sarsıldı. Aldırmamalıydı. Nasılsa ilk değildi. Geçerdi az sonra. Tekrar dışarı baktı. Evlerinin önünde uzanan yolun sonunda, bembeyaz örtüde kara bir leke gibi duran küçük kedinin arkasındaki tehlikeyi gördü. Minicik kalbi olduğundan daha hızlı çarpıyordu şimdi. her şeyi önceden sezinleyen kainatın eşsizleri sessizliğe gömülmüş, sanki dünyada sadece bu iki varlık varmış gibi onları izliyordu.
Çocuk çabucak pencereyi açtı, çıplak ayaklarıyla aşağıya atladı. Çok yüksek sayılmazdı atladığı yer normal biri için ama o küçüktü. Sendeledi ayağa kalktığında. Etrafı dolduran kar, hareket etmekte zorluyordu çocuğu. Buna rağmen büyük bir çaba göstererek kediye yaklaştı. Kedi, kendisini bekleyen tehlikeden habersiz yol almaya çalışıyordu. Hala arkasından geliyordu görünmez son. Ama çocuk görüyordu bunu. Ondan önce kediye ulaştı ve koynuna soktu. Nereden bilebilirdi ki gerçek tehlikenin koynunda olduğunu?
İşte tam bu yaşanmışlıkta gördüğü düş beyninde yankılandı, gözlerinde kayboldu. Yankı, kaybolmadan önce dalga dalga büyümüş, korkutucu bir boyut ortaya çıktığında gözlerine ulaşmış ve esas olanı anlatmıştı. Rüyasında da aynı böyle bir yerdeydi. Yine kar vardı. Ve kedi... Hayır! Kedi yoktu rüyasında! Olsaydı korkuyla uyanmazdı. Kedinin yerinde daha önce hiç görmediği bir soluk vardı. Onu korkutan da buydu. Kainatın eşsizleri “Ölüm” derdi bu soluğa. Ölüm, ona ulaşıyordu rüyasında... Gerçekte ise kedi kılığına girmişti. Sahte korkuları da peşinden sürüklemişti. Bunları gördü kediyi koynuna aldığında! Ölüm, koynundaydı şimdi!..
Tanrı’nın merhameti kapladı ortalığı... İzin vermedi “Ölüm”e daha fazla ürkütmesi için çocuğu. Çocuk; dudaklarının kenarından sızan kanla yere yığıldı. İçini kaplayan yaranın son parçalarıydı karı kızıla boyayan... _________________ ayışığına vuruldum ben çok uzaklarda olsa da...
sonumuzu bile bile seviştim ben artık gece hiç olmasa da...
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız