Kayıt: Feb 25, 2006 Mesajlar: 551 Nerden: istanbul-kütahya
Tarih: Çrş Oca 23, 2008 1:51 am Mesaj konusu:
-kayıp-
vazgeçmelisiniz..
kanınızı sulandırmak mantıklı değil
kan dolaşımınızı düşük seviyede tutmalısınız
tansiyonunuzun yüksekliği sizi öldürecek
nefes almaya acilen neden bulmalısınız!
günaydın..
nasılsınız bugün?
aynı.
günışığı,sesler,görüntüler..
değişen tek şey zaman.
karamsar olmayın lütfen
bakın gökyüzü ne kadar berrak.
demek gökyüzü de kaybetmiş
-bulutlarını-
efendim?
size söylemedim.
dudaklarınızdaki morluklar soluyor
iyileşiyorsunuz yavaş yavaş..
zamanın geçmesi iyi.
sizi başka bir odaya alacağız
buradaki ışık yetersiz geliyor teninize..
istemiyorum,burası iyi.
itiraz istemem,
güneş görmeniz gerekiyor
güneşlenme süreniz çok kısa..
teşekkür ederim.
bu zamana kadar gördüm de ne oldu?
karanlığa kaçasım geldi sürekli.
böyle söylemeyin lütfen
karanlık düşlerinizi karartır.
birinci tekil şahısla yaşamanın anlamı yok..
size yakın zamanda arkadaş bulacağız.
istemiyorum,
arkadaş sorumluluk yükler
beklentiler içine girer
gülmek ister..
yalnız yaşamanın tek sorumluluğu,
sadece nefes alabilme ihtimalidir.
bir başkası için de nefes alabilirsiniz
neden aramak zor değil..
gözleriniz nasıl?
görüntüler hala bulanık ve çift
jetokainden kaynaklanıyor
çok da önemli değil..
elleriniz nasıl?
bilmiyorum.
hafif titreme reaksiyonları var
ama zamanla geçecek..
umarım...
şimdi uzanın,
gözlerinizi kapatın lütfen..
yine mi jetokain?
buna mecburuz
istemdışı vücut sarsıntılarını
başka türlü durduramayız..
anlıyorum..
şimdi ışığı kapatıyorum
her nereye dalarsanız bol şans.
şansa ihtiyacım uzun zaman önce bitti.
yine insanın ölürken dahi şansa ihtiyacı vardır.
gülümseyerek ölmek için mi?
mutlu ölmek için mi?
ya da öldüğüne mutlu olmak için mi?
cevaplar yarın sabah.
şimdi dinlenin..
(karmaşık vücut-ruh sentezine odaklama formatlı bakış açısı I ) _________________ put your hand on a hot stove for a minute,
and it seems like an hour.
sit with a pretty girl for an hour,
and it seems like a minute.
that's relativity.
-albert einstein
En son seckin tarafından Çrş Oca 23, 2008 10:39 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
hadi yarın olsun da cevapları alalım _________________ tosbaaayım ve converse(!) giyiyorum flütüm de iyi sanırım mutluyum...gitsekte bitse,bitsede gitsek...
y4s2_3d10
Kayıt: Feb 25, 2006 Mesajlar: 551 Nerden: istanbul-kütahya
Tarih: Çrş Oca 23, 2008 10:58 pm Mesaj konusu:
-yitik-
kırmızı kalemle işaretli dip notları
tek cümlelik intihar mektupları
içinden hangi anlam çıkarılmalı?
kimse yağmur yağmadan
yapraklar ıslanmadan
dışarıya çıkmasın...
bulutları neden seviyorsunuz?
güneşi kapattıkları için
yağmuru bıraktıkları için
bedenleri temizledikleri için..
kağıtlara bakabilir miyim?
tabi ki..
hasta olmasanız
kendinizin doktoru olurdunuz..
psikolojik çalışmalar bunlar.
evet,
daha doğrusu deneme..
anladım.
ama neden ölüm?
neden karamsar kelimeler?
satırlarınız bilinçsiz
noktalama işaretleriniz depresif.
öyle olması gerekiyor,
satırlar bu kadar zorlu olmasa
ben de bu kadar hasta olmazdım..
bu tespit doğru işte,
hastalığınıza teşhis koyabilmeniz güzel.
ilacınız belli aslında.
bırakın lütfen kalemleri artık
sayfalar sizi hasta ediyor..
doktor hanım?
efendim?
isminizi yazar mısınız?
tabi.
isminizi yazmak kadar kolay olmalı yaşamak..
bulut gibi açık sözlü olmalı yüzdeki ifadeler.
vücut sözleri bile gerçek dışıysa
bırakın da gerçekleri yazalım en azından..
haklısınız tabi,
ama bunu bir başkası yapsa
sizin yaşamak için bırakmanız lazım..
düşünsel eforlar vücudunuza zararlı
ve siz bunu neredeyse tüm gün yapıyorsunuz..
bir kaç gün geçmişi düşünmeyi bırakın,
gelecek en azından umut verebilir insana..
geçmişsiz bir gelecek düşünemem.
geçmişim geleceğimde olmalı ki
yaşamak için umutlanmalıyım..
sürekli bahane bulup durmayın
bir kaç gün de olsa bırakın yazmayı..
-gün sonu raporlarıdır-
mutluluk..
ölürken bile yapmayı sevdiğin şeydir.
ölümüne neden olacaksa bile,
sevdiğin şeyi yapmaktır mutluluk..
ölüme gülümseyebilir misiniz?
ölüm size gülümseyebilir mi?
evet.
uğrunda ölünecek nedeniniz varsa
ölme nedeniniz varsa..
mutlu ölmek,nedeninden kaynaklıdır..
(karmaşık vücut-ruh sentezine odaklama formatlı bakış açısı II ) _________________ put your hand on a hot stove for a minute,
and it seems like an hour.
sit with a pretty girl for an hour,
and it seems like a minute.
that's relativity.
-albert einstein
Kayıt: Feb 25, 2006 Mesajlar: 551 Nerden: istanbul-kütahya
Tarih: Prş Oca 24, 2008 1:43 am Mesaj konusu:
-silik-
sürekli sesler
akıp giden görüntüler..
adımlar hızlı,tedirgin..
yüzüme bakmayın lütfen
dik dur oğlum,
ezmesin hayat seni..
nasıl da geç kalınmış bir yaşantı
ihtimalleri elinden alınmış
zora koşulmuş bir seçim
istemeyerek elini tuttuğun amcalar
yarın hatırlamıyor yüzünü..
karşına çıkan fırsat
bir daha çıkmaz ona göre ağla
hayat ona bile müsade etmiyor zamanla..
yüzümü duvarlara sürtesim geliyor
sebebini bilemiyorum..
bir zaman sonra böyle oluyor işte
nedenini bilmez şekilde ilişkiler,
tesadüfe dayandırılan karşılaşmalar..
anlamadım
anlatamadım..
neydi düşerimin rengi?
bulutlar iyi bilirdi
yağmuru kirinize indirmeyi..
şu sol kolumu alınız sökünüz bedenimden
başıma ne geldiyse onun elinden..
hayat ağrıtıyor uzuvlarımı.
ben de bırakır giderim bir gün seni
ardıma bakmam,gözlerim donar
sevin işte,birini daha alt ettin
kaybettim evet
kabul ediyorum..
senin kadar acımasız olamadım hayat
yaşanabilir bir şey bulamadım içinde
ya da sen bana layık görmedin onu
yarattığını yaşattırmaya çalıştın
ben yaratmaya başlayınca
bana şiddetle karşı çıktın..
sonunda kazandın evet.
seni ayakta alkışlıyorum hayat.
ağlarken alkışlıyorum
kıvranırken alkışlıyorum..
sol kolumu keserken alkışlıyorum
yere yığılırken alkışlıyorum seni..
çelenkler gönderiyorum sana
benden aldıklarının anısına..
(karmaşık vücut-ruh sentezine odaklama formatlı bakış açısı III ) _________________ put your hand on a hot stove for a minute,
and it seems like an hour.
sit with a pretty girl for an hour,
and it seems like a minute.
that's relativity.
-albert einstein
Kayıt: Feb 25, 2006 Mesajlar: 551 Nerden: istanbul-kütahya
Tarih: Cum Oca 25, 2008 12:08 am Mesaj konusu:
-nefes-
biriktirmekten vazgeç
nasıl olsa bir gün
bilinçaltın da seninle ölecek..
bunca çaba,uğraşı
sanki geri verecek aldıklarını...
-birinci tekil şahıs bakış açısı-
saç köklerim yanıyor
gözlerimi kapatsam,
gözkapaklarım retinamı yakıyor
açsam gözlerimi,
görüntüler zihnimi karıştırıyor
uyumaya çalışıyorum.
yüzümü kapattığım duvar,
üstüme çöküyor sanıyorum.
dudaklarım kuru.
kulaklarımda bir uğultu.
hareket edemiyorum.
bütün eşyalar harekete geçmiş
hortuma kapılmışçasına savruluyor
ağrısına artık dayanma gücümün kalmadığı başımda.
sızıyorum..
hiç geçmeyecek bu kıvranmalar
tahmin ediyorum.
oysa ki anestezi yapmıştım düşlerime
bu kadar ağrıtmamalıydı vücudumu.
bilinçsizce ölmekten korkuyorum sadece
ölürken hatırlamamaktan geçmişi..
-ikinci tekil şahış bakış açısı-
nedir derdi anlamıyorum
durup dururken kıvranmaya başlıyor.
vücudunda derin izler gördüm
ne zaman yapmış belli değil
üzerinden uzun süre geçtiği kesin
kimse beni anlamıyor diyor
kendini anlatamıyor farkında değil.
anlaşılmak istemiyor belki de.
nefes alışverişleri düzensiz
bazen nefes almayı unuttuğunu söylüyor
buna inanırım işte
ne yaptığını bilmiyor ki
ne yapmadığını bilsin.
ona sevgi vermeliyim
ilgi vermeliyim kızıl açlığına.
böyle düşündüğüm için kızar belki
ona belli etmeden hayatına girmeliyim
en azından nefeslerini düzene koymalı
ona yaşamak için neden bulmalı
belki de yaşamasına neden olmalı..
ağlamasın artık,gözleri fena halde şişmiş
gülmek nasıl da yakışıyor ona
bunu hiç kabul etmese de..
-üçüncü tekil şahıs bakış açısı-
insanlar ne garip
bir düşüncede saplanıp
kendilerini heba ediyorlar..
onun derdi başka
diğerinin bambaşka..
ortak noktaları mutlu olamamak.
bu noktadan kaynaklı ölseler daha iyi
ölünce mutlu olurlar belki.
(kişiler,düşünceler,davranışlar,sonuçlar) _________________ put your hand on a hot stove for a minute,
and it seems like an hour.
sit with a pretty girl for an hour,
and it seems like a minute.
that's relativity.
-albert einstein
Kayıt: Feb 25, 2006 Mesajlar: 551 Nerden: istanbul-kütahya
Tarih: Pzr Oca 27, 2008 2:51 am Mesaj konusu:
-yitim-
kaçıncı deneme bu?
bırak artık direnmeyi.
bu düşünce bitirdi seni
solduruyor günden güne içindekini..
gülümseyin lütfen,
bu sizin için bir hatıra.
içimden çıkmana izin yok
ben seninle yaşamak zorundayım
bakışlarım,dalışlarım,ağlayışlarım..
hepsinde senden bir parça var.
ben seninle nefes almak mecburiyetindeyim...
mücbir istikametim sendin
kırmızı ışıkta geçtim
tali nedenli ölüm buldu düşlerimi..
ben öldüm,sen yaşam oldun nedenime.
sen değildin hız sınırını aşan
bendim kurallardan hep kaçan..
gizli kapaklı ölümler vardı
ben hepsinden haberdardım
ölmeden önce bana kart atarlardı
onları ağlamakla kurtaramazdım.
şimdi kapandı gözlerin
durdu sıcak nefesin
kalbinde süresiz soluklanma
yüzünde beyaz bir duygulanma
hafif morarmış muhteşem dudakların
saçlarından rüzgar kesilmiş sebepsiz..
ben yine köşebaşında
yüzüm duvara dönük ağlıyorum.
içimdeki bu sokağa çömeliyorum
kendi dilimde duamı okuyorum
yüzümde anlamsız bir acı
ben bulamadım ölüme ilacı
ağladım,titredim
kendimden ileri gidemedim..
şimdi bir kalemdir uzaklığın
kalbime batırsam parmaklarımı
akıtsam gözlerimden iltihabımı
dişlerimle sıksam dudaklarımı
bir bilinmezlikle ansam adını
kimseler duymasın haykırışlarımı
ömrüm doldurmuş miladını..
artık bir sestir varlığın zihnime
konuşursam bir iki kelime
duyarım süresiz varlığını içimde..
(bu ve bundan sonraki şiirleri artık hiç okuyamayacak birisi için)
(ihtimaller ve olasılıklar yoksunu) _________________ put your hand on a hot stove for a minute,
and it seems like an hour.
sit with a pretty girl for an hour,
and it seems like a minute.
that's relativity.
-albert einstein
Kayıt: Feb 25, 2006 Mesajlar: 551 Nerden: istanbul-kütahya
Tarih: Pts Oca 28, 2008 1:57 am Mesaj konusu:
-kişisel-
retinama iğne dokunuşuyla
görüntülere eklenen boşluk
sadece beyazın hüküm sürdüğü
uykularda gelen düşün düşkünlüğü..
ağrı
sızı
bir bakıma derin acı
dayanmak mümkün değil
yokluğuna çare ölüm değil..
kimsesiz yağmurlar birikiyor
başımın üstünde uzanan gökyüzünde
ben yine senin en işlek caddende
umut kiralıyorum düşkünlere
tezgahımda bir parça yalnızlık
çok muhtemelli olasılık..
derin nefeslerin buhar çıktısı
üşüdüğümün havaya yansıması
yalnızlık temizlemiyor pıhtılarını
sana dair açılan yaraların..
tendürdiyot damlatıyorum gözlerime
gözyaşlarımın gözlerimi acıtması ihtimaliyle..
bir insan yürür ya kaldırımlarda
yüzü yerde,elleri ceplerinde
kim bilir ne var zihninde..
takılıyor uygun adımlarım gittiğimde.
reçetelerimde seninle ilgili ilaçlar
her gün alınmak durumundalar
sabah
öğlen
akşam..
zihnime uyguladığım deformasyon
ilaçların da yardımıyla
seni bilincimden silme uğraşımda..
gözlerim hatırlamaz beyazlığını
karaşın gözlerinin büyüklüğünü
hangi arkaplan uygulamalarıyla?
herhangi bir resmin duyumsadıklarını
duyumsayabilir mi öylece bakanlar?
imzasız olur intihar mektupları
şüpheye düşürürler okuyanları.
kimse hatırlamaz gidenleri
bilmezler nedendir gidişleri.
(kişisel rehabilitasyon seansı I) _________________ put your hand on a hot stove for a minute,
and it seems like an hour.
sit with a pretty girl for an hour,
and it seems like a minute.
that's relativity.
-albert einstein
Kayıt: Feb 25, 2006 Mesajlar: 551 Nerden: istanbul-kütahya
Tarih: Sal Oca 29, 2008 11:35 pm Mesaj konusu:
-bireysel-
odaya pencere koymayın
hasta ışık istemiyor..
duvarlar sarı olacak
kesici-delici hiçbir şey olmasın
hastamı kaybetmek istemem..
buyrun yeni odanız burası
iyi.
artık istediğiniz kadar
kendinizle kalabilirsiniz..
normalde hastaların talepleri
kati süretle kabul edilmez..
ama siz bizi inandırdınız
kendinizi iyileştireceğinize.
sağolun doktor hanım.
şimdi kendinizle kalımınızı
karanlıkla kutlayın.
bu iyi fikir.
sizi hergün ziyaret edeceğim
cesedinizi bulursak kaldıralım diye..
-trajik doktor örneği-
kapı kapanırken ışık azalıyor
karanlıkta hesaplaşma
bu bir tür kendine çöküş
karadelik olma öncesi evre
önce kendime çökeceğim
sonra tüm anıları içime çekeceğim
böylece güçleneceğim..
önce ben.
sana sonra değineceğim.
annem hep söylerdi
küçükken çok ağlarmışım
o zamanlar anlamış beni
kendi halime bırakıp,
ağlarken dahi dokunmamış..
büyümek kimi zaman garip gelir
yıllar öncesinde nasıldım
şimdi intihar denemek için
kendimi dahil herkesi kandırdım...
önce tüm anıları hatırlayıp
sonra kendi hayalimle öldüreceğim
hatıraları,kendimi ve seni.
bu bir tür nefret değil
aklımdaki senin daha fazla
beni esir almasını durdurma..
gülmek.
uzun zamandır yok üstümde
giymeyi hep unuttuğum
giydiğimde de yüzüme bol gelen
kendime aynalarda bakarken telaşlandıran
artık içimden dahi gelmeyen..
sen gülerdin ben gülüşünü izlerdim.
bu düş değildi,ölüm kadar gerçekti.
sen.
klasik bir karşılaşma değildi
ömrüme dahil ettiğim an seni..
iri kıvrımlı saçlarınla
rüzgara anlam katan endamın
tüm olasılıkları kendinde toplayan
bir bakışıyla odağımı esir alan..
kelimelerimi şaşırtan
onları daha bir değerli kılan..
sana ne söyleyebilirim ki
sen benim tek olasılığımdın
hayatımı ellerimin arasına alıp
ömrün önünde sıraya geçmiştim
sıra gelmez diye düşündüm
gelince de çabuk geçti sıram
ömrümü yüreğine sıkıştıramadan
kendimi yalnızlıkta buldum bir an..
başladım orucunu tutmaya
hiç bozmadım yeminimi
kendi içimde dualarımda
içtiğim ilaçlarda bile sen vardın.
bir ölüm olasılığıdır insanın,
mevcudiyetine konacak son nokta
o ihtimali ben yaratamadım
bir yaratıcımdı bunu benden esirgeyen
kabul ettim ben de mecburen..
ihtimal yaratamadım kendi bitişime
sen bile ihtimal olamadın ölümüme..
(kişisel rehabilitasyon seansı II) _________________ put your hand on a hot stove for a minute,
and it seems like an hour.
sit with a pretty girl for an hour,
and it seems like a minute.
that's relativity.
-albert einstein
Kayıt: Dec 29, 2006 Mesajlar: 850 Nerden: İstanbul
Tarih: Sal Nis 22, 2008 6:40 pm Mesaj konusu:
Seni gördüğüm günden beri kaybolduğum şehir,
Beni yutan, beni içine çeken, beni kaybeden şehir,
Güzeldin ve ben bakmaya utanıyordum
Neden bilmiyorum?
Cevabı sana olan hislerimde olabilir belki.
Gözlerin ne renkti tam olarak bunuda bilmiyorum?
Yanılmıyorsam yeşil demiştin bana.
İlk kez elinden tuttuğumda bırakmak gelmedi içimden!
Maviler alıp götürüyordu beni.
Çevrimdışı oldum hayattan msn gibi.
Şimdi ben, neredeyim bilmiyorum?
Hadi kızım yeşil gözlerinle ara bul beni,
Kaybolduğum maviliklerden elinle tutup çek beni.
Hangisine üzüleyim?
Benden 5 yaş büyük olmana mı?
Karnemdeki kırıklara mı?
gokhan-bjk
_________________ Oklava hamur açar
Mandal çamaşır asar
Portakal vitamin yapar
Anlayacağın her şey bir işe yarar
Sen sen sen, ye iç yat
Elbet bunlar da gerek
Ama fabrikanın üretimi
Olmasın sadece tezek
Tezek bize ne gerek.
Kayıt: Dec 29, 2006 Mesajlar: 850 Nerden: İstanbul
Tarih: Çrş Nis 23, 2008 10:08 am Mesaj konusu:
HANGİ KADIN?
Bir kadın düşlüyorum
Gözleri yeşil, saçları sarı olsun.
Tırnakları boyalı, yanaklarıda kırmızı olsun.
Gözlerinde kendimi görebilmeliyim,
Saçlarını okşayıp, dudaklarından öpüp
İşte bu benim kadınım, diyebilmeliyim.
Bir kadın düşlüyorum
Eşşek gözlü, kıvırcık olmayan uzun siyah saçları olsun.
Uzun boylu ama benden kısa olsun.
Yanında yatıp uykusunda hep benim adımı sayıklasın istiyorum.
Bir kadın düşlüyorum
Gözleri kahverengi, saçları ballı olsun.
Onu her kokladığımda, balsaçlım diyebilmeyim.
Ama onunda beni, gerçekten sevdiğini bileyim yeter.
Bir kadın düşlüyorum
Hangi takımı tutarsa tutsun
Ama Rock'n Roll'un gücüne inansın,
Benimle birlikte ZARDANADAM'ı dinlesin istiyorum.
Bir kadın düşlüyorum
Ellerinden tutup,
Hiç kimsenin bilmediği yerlere götürmek,
Ve ona bir şarkı söylemek istiyorum.
Ben şarkımı söylerken
Söylediğim şarkıyı,
Onun dudaklarında görürsem.
İşte o zaman
Bu kadın, benim kadınımdır.
gokhan-bjk
_________________ Oklava hamur açar
Mandal çamaşır asar
Portakal vitamin yapar
Anlayacağın her şey bir işe yarar
Sen sen sen, ye iç yat
Elbet bunlar da gerek
Ama fabrikanın üretimi
Olmasın sadece tezek
Tezek bize ne gerek.
Kayıt: Sep 29, 2005 Mesajlar: 144 Nerden: EsKiŞeHiR
Tarih: Çrş Nis 23, 2008 8:04 pm Mesaj konusu:
Bir kadın düşlüyorum
Ellerinden tutup,
Hiç kimsenin bilmediği yerlere götürmek,
Ve ona bir şarkı söylemek istiyorum.
Ben şarkımı söylerken
Söylediğim şarkıyı,
Onun dudaklarında görürsem.
İşte o zaman
Bu kadın, benim kadınımdır..
Çok tanıdık geldi bu mısralar bana sanki.. _________________ <div>İnsan hep umut eder, biliyorsun bunu!!! Ne olursa olsun YAŞAMAYA MECBURSUN!!... </div>
Kayıt: Dec 29, 2006 Mesajlar: 850 Nerden: İstanbul
Tarih: Prş Nis 24, 2008 10:14 am Mesaj konusu:
Gelebilir çünkü bende o mısraları söyleyen kişiden esinlenerek yazdım o kısımları. Diğer bölümler hepsi benim ama ben yazdım. Balsaçlım'ı Zardanadam'ın şarkısından aklıma geldi. Olsun bu kadarcık hırsızlık yav. _________________ Oklava hamur açar
Mandal çamaşır asar
Portakal vitamin yapar
Anlayacağın her şey bir işe yarar
Sen sen sen, ye iç yat
Elbet bunlar da gerek
Ama fabrikanın üretimi
Olmasın sadece tezek
Tezek bize ne gerek.
Kayıt: Sep 29, 2005 Mesajlar: 144 Nerden: EsKiŞeHiR
Tarih: Prş Nis 24, 2008 1:42 pm Mesaj konusu:
gokhan-bjk demiş ki:
Gelebilir çünkü bende o mısraları söyleyen kişiden esinlenerek yazdım o kısımları. Diğer bölümler hepsi benim ama ben yazdım. Balsaçlım'ı Zardanadam'ın şarkısından aklıma geldi. Olsun bu kadarcık hırsızlık yav.
Anladık heralde.. O yüzden yazdım öyle... _________________ <div>İnsan hep umut eder, biliyorsun bunu!!! Ne olursa olsun YAŞAMAYA MECBURSUN!!... </div>
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız